4 Ağustos 2014 Pazartesi

Cannes 2014 Uluslararası Yaratıcılık Festivali Dosyamız

For English Please Click

Her yıl dünyada tüm kategorilerdeki yaratıcı zihinlerin heyecanla beklediği Cannes Uluslararası Yaratıcılık Festivali bu yıl 15-21 Haziran tarihleri arasında gerçekleşti. Cannes Festivali bu sene de teknoloji şirketleri, ajanslar ve markalardan birçok yaratıcı dehanın katılıp değerlendirdiği ve günün sonunda en yaratıcı olanın alkışlandığı işlere sahne oldu. Festivalde bu yıl yeni kategori olarak ilk kez Product Design Lions ödülü verilirken, Türkiye 437 iş ile katıldığı festivalden 3 altın, 3 gümüş ve 2 bronz olmak üzere toplam 8 ödülle döndü.

FutureBright olarak pazarlama ve iletişim dünyasındaki son trendleri not düştük.

Bu yıl kişiselleştirme, ilgili datayı tüketiciye dayatma ve hikâye anlatımı trendlerinin göze çarptığı bir yıl oldu. Başarılı bazı vakalardan örnekler ise şöyle:

Büyük ödülü kazanan Volvo Trucks’ın ‘The Epic Split’ kampanyası, ürün özelliklerini hikâye içerisinde vererek tüketiciyi çekmeyi başaran bir kampanya oldu.

Bir diğer başarılı kampanya Afrika, Asya ve Latin Amerika’da fakirlikle savaşan organizasyon Misereor’ın, bağışları arttırmak için yaptığı ‘The Social Swipe’ kampanyası. Bu kampanya için üstünde kredi kartı okutma yeri olan billboardlar yapılmış ve özel olarak geliştirilmiş bir yazılım ile insanların kartlarını geçirdiğinde anında bağışta bulunmalarını sağlanmış. Kartı geçirirken eş zamanlı olarak bağışın yapıldığı alanlar ile ilgili olarak görseller çıkıyor; örneğin, bir ekmeğin dilimlenmesi ya da bir tutsağın özgür kalması gibi…

Basit bir uygulama ile ürün fonksiyonunu teknoloji ile birleştirip ana duyguya çevirmiş güzel bir örnek ise Nivea’nın ‘Sun Kids’ kampanyası. Nivea, plaja giden annelerin çocukları için telefon uygulamasına kodu girilince aktive olan bileklik üretiyor ve çocuklar plajda oynarken belirli bir uzaklığı aşınca anneyi uyarıyor. Harvey Nichols’ın ‘Sorry, I Spent It On Myself’ kampanyası, markaların iyilik ve paylaşma duygularına oynadığı Noel zamanında, belki de bir risk alarak oldukça benmerkezci bir iş ile büyük ödülü kaptı.


CANNES’DA 2014’TE ÖNE ÇIKAN TRENDLER 

1. Hikâyelerin Gücü
İnsanlar hayatı öykülerle anlamlandırırlar. Kaliteli pazarlama içeriği yaratıp hikâyeleştirebilmek her ne kadar zor olsa da, markaları ve ürünleri öyküler içerisinde anlatmak, dialog yaratmanın ve sosyal medyada paylaşımı artırmanın iyi bir yolu. Cannes 2014’ün en beğeni toplayan kampanyaları da, duyguları hikâyelerle harekete geçirebilir olmanın azımsanamayacak gücünü kanıtlar durumda. İyi bir örneği için Chipotle’ın ‘The Scarecrow’ kampanyası incelenebilir.

2. Teknoloji Oyunu Değiştirmeye Devam Ediyor
Teknolojinin hızı insanlar için çoğu zaman ürkütücü, markalar için ise tehditlerle dolu. Oysa bu hızın marka ve kategorileri içine attığı yarışta, en yaratıcı fikirlerin tohumlarını ektiği görülüyor. Bu yıl Cannes’da özel olarak geliştirilmiş yazılımlardan kullanıcı tarafından geliştirilen içeriklere, arka planı çok karmaşık ve büyük gibi görünen fakat oldukça basit teknolojilerle üretilen fikirlere kadar birçok örnek vardı. Dijital ile gerçek dünyayı başarılı bir şekilde bütünleştirmiş güzel bir örnek British Airways’in ‘Magic of Flying’ kampanyasıydı.

3. Selfie Kuşağı Doğdu
Selfie ya da özçekim; bu kelime 2013 yılına damgasını vurdu. Esasen teknolojinin start verdiği, sosyal medya ve dijital platformların ipini çektiği ‘kendi starlığını ilan etme’ dünyasında, artık her tüketici merkezde olmak ve öyle hissetmenin peşinde. Böyle bir kitle karşısında markaların en büyük görevlerinden biri de, suçluluk duygusu yaratmadan tüketiciye istediğini vermek oluyor. Samsung’un Oscar Selfie’si ile zirveye taşıdığı bu furyanın ardından ‘Ben’in gücünün Cannes’a yansıması elbette kaçınılmazdı.

4. Zoraki Deneyimlettirme
Ürün özelliklerini çerçeveleyerek duyguya dönüştürmeyi başarmış ve marka vaatlerini doğrudan ürün aracılığıyla hayata geçirebilmiş birçok başarılı kampanya festivalde yer aldı. Ürün deneyimi reklamın kendisi oldu. Avusturalya’daki ANZ Bankası’nın Sydney’de 8. Kez düzenlenen Gay ve Lezbiyen Mardi Gras etkinliğine ana partner olması üzerine, 10 sanatçı ile anlaşıp ATM’leri GAYTM’lere dönüştürmesi Outdoor Grand Prix ödülüne layık görüldü. GAYTM’lerde ANZ bankası harici kartlardan alınan operasyon ücretleri, gay ve lezbiyenlere danışmanlık hizmeti veren, kar amacı gütmeyen organizasyona bağışlandı.

5. Duygu Hep Kazanır
Bir marka sunduğu ürün ve servisler dışında nedir? Tüketicisine güven, özgürlük, yaratıcılık, mutluluk da verir mi? Markanın ürün ve servislerindense tüketiciye hissettirmek istediği ana duygunun iletişimini yapmak bu sene ödül almanın zekice yollarından oldu. Markanın ürün ya da kategorisinin adı bile geçmeden, tamamen yaratılmak istenen ana duygu üzerinden tüketicinin hayatına değer katan çarpıcı kampanya fikirleri vardı. Coca-Cola’nın Peru’daki ‘Happy ID’ kampanyası bunun bir örneği. Coca-Cola, Peru’daki insanların mutlu olmak için birçok sebebi olsa da (ülkenin kültürel mirası, doğası ve büyüyen ekonomisi…) mutluluk indeksinde 16. sırada olduğunu görüyor ve kampanyasında insanları, kimlik fotoğraflarında gülümsemeleri için cesaretlendiriyor; ülkedeki resmi kimliklerin %90’ında gülümseyen fotoğrafların olmasını sağlıyor.

6. Hedef Kitle ile Doğru Etkileşim Noktaları Yaratabilmek
Cannes’da ödül alan kampanyalardan bazıları, hedef kitlenin hayatında etkileyici olabilecek insanları, aksiyona geçirebilmek için bir itici güç olarak kullandı; diğerleri ise hedef ile beklenmedik kesişme ve etkileşmeler yaratarak kanalın önemini vurguladı. Avusturalya tren hattı V/Line, kırsalda yaşayan ailelerin çocuklarının genelde şehirde yaşadıklarını ve kendilerini düzenli ziyaret etmediklerini görüyor. Firmanın ödüllü kampanyası ‘Guilt Trip’ ise şehirde yaşayan çocuklarına ailelerin gönderdiği peşin ödenmiş bir bilet. Her bir biletin üzerine aileler tarafından yazılmış suçluluk duyurucu mesajlar var. V/Line, medyayı da arkasına alarak aileleri üzerinden çocuklara sesleniyor ve bu kampanyayla satışlarını %12 artırıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder