14 Temmuz 2013 Pazar

Pazarlamanın Kara Şövalyesi


For English Please Click

Ürün ve hizmetleri tanıtmanın en direkt yolu reklam. Fakat reklamda bir anda tüketiciye ulaşabilir olmanın kolaylığı, hayatlarımıza giren yasal düzenlemeler ile sekteye uğruyor. Bu düzenlemelerin marka yöneticilerine, ajanslara ve pazarlama araştırmacılarına kazandırdığı en büyük katkı manevra kabiliyeti..

Bu yaratıcılığın ve alternatif yollar bulmanın temeli ‘Dark Marketing’ (Karanlık Pazarlama)
yönteminden besleniyor. Marka yaratmak, markanın imajını kuvvetlendirmek ve korumak, sonuç olarak tüketicide talep yaratmak için kullanılan görünmez pazarlama teknikleri ‘Karanlık Pazarlama’ olarak adlandırılıyor. Karanlık Pazarlama, adı itibariyle de çoğunlukla marka imajı için tehditler varolduğunda başvurulan bir yöntem. Bu çok da yanlış bir tanım olmamakla beraber bu pazarlama tekniğinin tüm amacını yansıtmakta eksik kalıyor.

Şartlar, çeşitli tehditler ve yasal düzenlemeler göz önüne alınınca, günümüzün önemli markaları güçlerini ve pozisyonlarını korumak için hızlı ve süregelen reaksiyonlar göstermek zorunda kalıyor. Bunun için sadece bilinir ve ilk akla gelen reklam mecralarına odaklanmak yerine alternatif mecraları keşfediyorlar. Karanlık pazarlama ile alternatif ve denenmemiş mecraları bulmak bunun yanında bir de doymuş tüketicileri şaşırtıp şımartmak amacıyla bir çok marka ‘radar altı’ mecralara yöneliyor.

Bu radar altı mecralar ve markanın bu mecralardaki stratejisi ne olursa olsun doğru bir karanlık pazarlama çıkış noktasının kuvvetli bir tüketici içgörüsü araştırması ile başlaması, tüketici zihnindeki metaforik anlamların iyi deşifre ediliyor olması ve bunların marka strateji ve planlama yolu ile doğru bir şekilde birleştiriliyor olması gerekiyor. Marka özünün tüketici tarafından nasıl algılandığının keşfedilmesinden sonra ise iş markanın duygusal faydalarını taşıyacak dili, karakteri, sembolleri, kısaca marka kancalarını ortaya çıkartmaya kalıyor. Bu aşamada markaların izleyeceği yol şu şekilde aşamalandırılabilir: Birincisi ‘keşif’: kategori, marka değer ve yapıtaşlarının anlaşılması; ikincisi ‘marka inanç sistemi’: markayı hayata geçirmek/canlandırmak, felsefe ve kişiliğini ortaya çıkartmak; üçüncüsü ‘marka dışavurumu’: markayı oluşturan değerlerin ifadesi- marka ilişkisi, grafik stili, şekilsel anlatım, materyal ve desen, renk, sessel ve hareketsel ton- ve dördüncüsü, ‘marka uygulaması’: marka değerlerinin farklı iletişim malzemelerine uygulanması.

Karanlık pazarlama, global ve öncü bir marka değeri yaratmak için kullanılan en önemli unsurlardan biri haline de geldi. Önemli bir stratejik atak olan bu tekniğin getirileri normal pazarlama yöntemlerine göre çok daha uzun vadede görülebilir hale geliyor ancak marka tüketici DNA’sına daha çok yaklaşabiliyor ve onunla daha uzun dönemli ilişki kurabilir hale geliyor. Karanlık pazarlamanın başlangıç yöntemi diğer sıradan ‘çizgi altı reklam’ iletişimlerinden farksız olmakla beraber farklılığını lokomotifi olan WOM’dan (dedikodu gazetesi) alıyor.

Bazı sembolleşmiş karanlık pazarlama uygulamaları için Camel baz alınabilir; Urban  Wave partileri ile özel bir sembol yaratıp, yeraltı partisi kavramının öncüsü olmuş ve kısa sürede dünya çapında ün salan alternatif eğlence ve parti anlayışının temsilcisi olmuştur. Aynı yıllarda yine Camel, Lucky Strike ile düzenlediği partilerde elitizme yönelmiş ve seçkin davetlilerine üst düzey partilerde ‘lüks deneyimi’ konseptini sunmuştur.

Karanlık pazarlamada unutulmaması gereken yasal düzenlemeler ve tehditler söz konusu olduğunda, masumiyetin vazgeçilmemesi gereken öncelikli unsur olduğudur. Karanlık pazarlama teknikleri, yasalara veya düzene karşı bir duruş, bir başkaldırı şeklinde durmamalı, yapılan “marka manifestosunun” diğer iletişimlerden farklı görülmemesi gerekir.

Karanlık pazarlamanın alt kollarından biri olan Alibi Marketing ise marka ismi, logosu veya açık iletişimi yasak olan durumlarda markanın karakteriyle özdeşleşmiş  alt elementleri kullanarak markayla direkt bir bağ kurulmasını sağlar. Bu bazen ‘sanat yönetimi’ ve tipografik elementler, bazen renk skalası, bazen ürün tasarımıdır.

‘Heineken Cup’ olarak bilinen Avrupa Rugby  Kupası, Fransa’daki alkol iletişimi kısıtlamaları yüzünden ‘H CUP’ olarak iletişim yapıyor. Heineken renk kodu, yıldız ikonu ve tipografisiyle marka iletişimini başarmakta zorlanmıyor. Smirnoff, marka tarihçesini Rus ulusal mirasıyla bütünleştirerek, klasik ve sofistike Rus tarihini sahipleniyor; her işinde imzasını Rus tarihinin altına atıyor. Yine F1 yarışlarında McLaren Mercedes takımı sponsoru West, aynı tipografiyle pilotların isimlerini yazdı, Ferrari sponsoru Marlboro ise renk skalasını kullanarak logosunun yerine bir barkod yerleştirdi.

Türkiye’ye bakacak olursak Resmi Gazete’de yayınlanan kanun gereği “Alkollü içkilerin her ne surette olursa olsun reklamı ve tüketicilere yönelik tanıtımı yapılamaz” ifadesinden sonra “Ama biz, bizi görmesek de tanır, görmesek de biliriz” platformu ile Efes bu dünyaya bir adım daha attı ve ilerleyen süreçlerinde belki de tüm iletişimlerini ürün tasarımı ve tipografisi ile şekillendiriyor olacak.
Karanlık Pazarlama İçin Taktikler:

1. Planlama:
Pazarlama platformunun markayı en az üç sene nasıl taşıyacağını gösteren bir yol haritasının olması şart.

2. Duyusal Önem:
Bir taktiksel uygulamaya karşı tüketicileri en çok harekete geçiren duyulara yönelmeye çalışılmalı. Tüketiciler için görme duyusunun önemi %58 ile en öndeyken bunu %45 ile koklama, %41 ile işitme, %31 ile tatma ve %25 ile dokunma izliyor.* (*Martin  Lindstorm)

3. Öncelikli Mecralar:
Duyusal avantajlarının sıralanma seviyesine göre markalar öncelikli olarak tipografik ve ürün tasarımlarına yönelik çalışmalara ağırlık vermeli, sonrasında koku ve işitme ile, gerekiyorsa en son tatma ve dokunma ile iletişim taktiklerini desteklenmeli.

4. Yeni Mecralar:
Online oyunlar ve viral filmlerin yükselişi, radar altı pazarlamaya kapılarını açtı. Markalar, bu mecralarda tüketicileri rahatlıkla ve direkt olarak yakalayabiliyorlar.

5. Fayda Anlatmak Mı Duygusal Bağ Kurmak Mı:
Marka çok fazla kendinden bahsetmek hatasına düşmemeli, tüketiciye ‘bana ne katabilir’ sorusunun cevabınını vermekten çok tüketicinin dünyasına girip, onunla duygusal bağ kurabilmeli. Filmlerde sürekli öne çıkan Apple  laptoplar, Motorola isminin Jay-Z şarkılarında geçmesi bunun bazı örnekleri.

Dark Knight Of Marketing


Advertising is the most direct way to promote products and services. However, the ease of reaching consumers in less than no time is stalled by regulations that come into our lives. But the main contribution of these regulations to the brand managers, agencies and the marketing researchers is maneuver competence.

The basis of creativity and finding alternative ways to strict regulations is called 'Dark Marketing'. Dark Marketing is the invisible marketing techniques to create a brand, strengthen & maintain brand image and create customer demand in the times of imposed regulations. Dark marketing, as the name suggests, is a method that has been generally referred when the threats exist against the brand image.

Today’s major brands are forced to show rapid and persistent reactions to protect their positioning for strict regulations and various threats. These forces made brands discover alternative channels rather than the safe ATL solutions. To achieve this, most of the brands head towards “under the radar” channels.

Regardless “under the radar” channels and its strategy, a correct dark marketing starting point must be implemented with a strong consumer insight research, well decoded metaphor analysis and correctly combined strategy and planning tool. After the discovery of the brand essence of how the brand is perceived by the consumer, the brand should focus on its symbol, language, characters, symbols, hooks to carry brand's emotional benefits. At this stage, the road map is phased like:

1.’Discovery': understanding of category and brand value,

2. 'Brand belief system': implementing brand and revealing the philosophy and personality,

3.'Brand expression': expressing brand values and hooks like graphic style, jingle, audio, material and pattern, voice over, movement, etc,

4. 'Brand application': implementation of brand values to different communication materials.

Dark marketing has become one of the most important elements of creating a glocal and leading brand value. This technique takes time to see the visible results contrary to normal marketing techniques but thanks to dark marketing it is now easier to get close to consumers DNA and establish long term relations. Although the starting point of dark marketing is not different from “below the line marketing techniques”, the diversity is based on WOM (word of mouth).
Camel case is one of the iconic dark marketing practices; Urban Wave parties that created a special symbol, and became the pioneer of the concept of the underground party, and which is known throughout the world as an alternative entertainment. In the same years, Camel and Lucky Strike association exhibits “elitism” and “luxury experience” concepts.

What should not be forgotten is “innocence” when dark marketing and regulations come alongside. Dark marketing techniques must not stand against the law or order, and the "brand manifesto" should not be considered different from other communications.

Alibi Marketing, which is one of the subsets of Dark Marketing, involves distilling a brand identity into its key components. The key components are sometimes 'arts management' and typographic elements, sometimes the color scale, and sometimes the product design.
Heineken Cup, known as the European Rugby Cup, makes their communications as “H Cup” due to restrictions on alcohol category in France. Heineken’s color code, star icon and typography manage to execute the brand communication successfully. Marlboro uses its distinctive red and white coloring in Formula One sponsorship. The old Jordan Formula One used the words Buzz and Hornets using the same coloring and type face as a pack of Benson and Hedges.

If we look at Turkey, advertising and promotion of alcoholic beverages cannot be executed in any manner, as published in the Official Gazette. But Efes is already taking the advantage of invisible dark marketing techniques using its product design and typography.

Dark Marketing Tactics:

1. Planning:
There should be a road map of brand marketing platform which shows at least three years planning.

2.  Sensory:
Lie heavily on the most effective sensory. The importance of the sight sense for consumers is 58%, smell is 45%, hearing is 41%, tasting is 31% and touching is 25%. (Martin Lindstorm)

3. Media Priorities:
Typography and product design should be supported with sight, smell, hearing, taste and touch respectively.

4. New Media:
With the rise of online games and viral films, dark marketing started making cooperation with new under the radar medias.

5. RTB or Emotional Bond:
Brands should avoid the error of talking self-oriented; consumers like the context rather than content. To build a strong emotional bond, brand should talk about context. (Apple laptops are constantly featured in movies, ‘Motorola’ brand name frequently takes place in Jay-Z song lyrics.)

15 Haziran 2013 Cumartesi

Kitlesel Kaynaklandırma

For English Please Click

Sosyal medya devrimiyle büyüyen tüketiciler en sevdikleri markanın pazarlamasına aktif katılımlarının sıklıkla talep edilmesini doğal bulabilirler. 

Ama bu durum her zaman böyle değildi. Çok yakın zamana kadar, pazarlama tek yönlü bir iletişimdi. Reklam da hep böyle işledi. Önüne gelen “Haydi, bir sonraki kampanyamızı tüketiciler düşünsün” hayalini pek kurmazdı.

“Crowdsourcing”, yani “kitlesel kaynaklandırma” terimi markaların hayatına girdiğinden bu yana çok şey değişti.

Farz edelim ki, bir şirketin bir sorunu var. Sorunun çözüm yolları ne olabilir: 1. hazır almak, 2. kendi çalışanlarına çözdürtmek, 3.profesyonel danışman ya da uzmanlardan faydalanmak.
Ya da hepsini saf dışı bırakarak çözümün belli bir kitle yardımıyla çözülmesini sağlamak ki bu sürece ‘kitlesel kaynaklandırma’ adı veriliyor.

Crowdsourcing, ‘Crowd’ ve ‘Outsourcing’ kelimelerinin birleşiminden geliyor. Outsourcing, belli işlerin dış kaynak kullanımı ile çözülmesi demek. O halde outsourcing (dış kaynak kullanımı) teriminin kitlesel kaynaklandırma teriminden farkı ne. Kitlesel kaynaklandırma, şirketin bir noktada bir işi geniş kitlelere belli bir ödül karşılığında sunma ve onların önerilerini veya çözümlerini alması esasına dayanıyor. Uygulama olarak kabul ediliyor çünkü dış kaynak kullanımı gibi uzun süreli belli anlaşmalardan ziyade kısa süreli bir işbirliği esasına dayanıyor.

Bu terimi Türkiye’den bir örnekle somutlaştıracak olursak 2009 yılında Doritos, Hisseli Tatlar kampanyasıyla yeni tat arayışını halka açtı ve bir yarışma düzenledi. Gelen yeni tat önerilerini değerlendirip, en iyi üç tadı belirledi. Bu üç tadı da yine halkın oylamasına sundu. Halkın oylamasıyla seçilen yeni tadın sahibine, ürün rafta kaldığı sure boyunca şirketin %1 hissesi vaat edildi.

Doritos Akademi bugünlerde de başarılı bir uygulama ile kitlesel kaynaklandırma stratejisi yürütüyor. “En iyi cipsi kim yapacak; kızlar mı erkekler mi” diyerek, kutuplaşmayı çok seven bu iki hedef kitleden hem yeni bir cips şekli hem de yeni bir cips tadı elde edecek. Bunun yanında en iyi cips seçilmeyen ama arşivlerine koyabilecekleri yüzlerce şekil ve yeni tat da cabası..
Kitlesel kaynaklandırma parladığında markalar bu terimi ‘iyi reklamcılık’ olarak da taçlandırdılar. Pepsi zamanında Superbowl reklamı yerine tüm o devasa bütçesini -20 milyon $- ‘Pepsi Refresh Project’ projesine yatırdı. Proje, gençleri yaşadıkları dünyada pozitif etki yaratmak üzere destekleyerek dünyayı tazeleyebilecekleri fikirlerin peşine düşmeleri için finansman sağlıyordu. Kampanya, kültür & sanat, eğitim, yiyecek-içecek, sağlık, toplum gibi kategorilerinden oluşuyordu. ‘Pepsi Refresh Project’ şu zamana kadar yapılan en büyük ve iddialı iyi reklamcılıkla birleştirilmiş kitlesel kaynaklandırma örneklerinden biri. Zaten 2011 yılının “En İyi Halkla İlişkiler Programı" seçilerek Platinum ve Gold SABRE(Superior Achievement in Branding and Reputation) ödüllerinin sahibi oldu.

Kitlesel kaynaklandırma metodu ne artılar katacak diye düşünüldüğünde, şu ana kadarki en cazip yönü, tamamen o iş için bir profesyoneli işe almakla karşılaştırıldığında oldukça düşük kalan fiyatı. Bu düşük fiyatın beraberinde getirdiği en iyi şey de, sizin için her an çalışmaya hazır olan bir sürü insan olması.

Her şeyde olduğu gibi bu metotta dezavantajlar da bulunuyor ve ilginç bir şekilde ana dezavantaj ana avantajın tam karşısında duruyor: Profesyonellerle karşılaştırıldığında, ucuz işçiler demek, inanılırlığı daha az bir ürün demek. Profesyonellere uzmanlıkları, deneyimleri ve işe kendilerini adadıkları için para verirsiniz. Ancak işçiliği basit görevleri halletmek üzere satın alırsınız. Basitin üzerindeki her görev, kitlesel kaynaklandırma için risklidir. Kitlesel kaynaklandırma beraberinde yönetim meselesini getirir. Birçok durumda büyük bir işçi kitlesini yönetmek zorundasınızdır. Bu da zamanınızın çoğunu çözümden çok yönetime harcamak anlamına gelir. Bunun yanında, doğal olarak rekabette olduklarından, kalabalık bir kitlenin üyeleri arasında işbirliği zordur. En fenası da, kitlesel kaynaklandırma girişimlerinin çoğunda bir kontrat bulunmamasıdır. İşçiler istedikleri zaman kaçabilirler ve tasarımınız her an kullanılabilir.

Kitlesel kaynaklandırma birçok şekilde hayat geçirilebilir. 10 çeşit kitlesel kaynaklandırma metodunu ele alıyor olacağız. Şunu unutmamak önemli; kitlesel kaynaklandırmanın aranan yanıt değil sadece bir araç olduğu. Elde etmek istediğiniz şeyi iyi anladığınızdan emin olduktan sonra bu yaklaşımın uygun olup olmadığını belirlemeniz gerekir. Sihirli bir değnek bulduğunu düşünen bir sürü şirket, kitlesel kaynaklandırma yönetimini denedi ancak bu denemeler sonunda büyük hayal kırıklıkları getirdi. Ama doğru kullanılan yöntem tabi ki kaliteli çözümler sağlarken bir yandan da maliyetleri düşürecek, zamanlamaları kısaltıp, riski azaltacaktır.

10 Kitlesel Kaynaklandırma Yaklaşımı

1. Çözüm Bulma: 
Bu karışık bir problem için bir kitleyi kullandığınız durum. Bir sonraki iPhone için lekelenmeyecek bir 
cam mı geliştirmek istiyorsunuz? Bir kitleye bir çözümleri olup olmadığını sorun. Örneğin ‘InnoCentive’ ve ‘BrightIdea’ şirketlere bu tip problemleri çözmelerinde yardımcı olan iki platform. (BrightIdea GE’nin eko-hayal girişiminin arkasındaki motor).

2. Görüş Arayışı:
Tabi ki kitleler ürününüzü nasıl iyileştireceğiniz konusunda öneri elde etmek için de kullanılabilir. ‘SurveyMonkey’ bu kullanım şeklinin basit bir versiyonu. Başka bir örnek verilecek olunursa, MyStarbucksIdea.com,  SalesForce.com’un “fikirler” platformu üzerinden çalışan daha gelişmiş bir versiyonu.

3. İçerik Yaratımı:
Şirketiniz için bir reklam yaratmak istiyorsunuz ama tek bir ajansla çalışmak istemiyorsunuz. Neden bütün dünyayla çalışmıyorsunuz? Doritos gibi şirketler bu yöntemi Super Bowl reklamları için büyük bir başarıyla uyguladılar. ‘Tongal’ gibi platformlar, şirketlere videoların yaratılmasında kitlelerden faydalanma olanağı sağlıyor. Haber yayıncıları da bu yöntemi iPhone’ları ile haber değeri olan görüntüler çeken bireylerden video toplarken kullanıyorlar. 

4. Tasarım Yarışmaları: 
Yeni bir logoya mı ihtiyacınız var? Bir ajanstan tek bir kişi ile çalışmak zorunda değilsiniz. ‘99designs.com’ veya ‘logotournament.com’ gibi web sitelerini kullanarak bir adet fiyatına yüzlerce tasarım alabilirsiniz. Beğendiğiniz bir logoyu seçerek yalnızca o tasarımcıya ödeme yaparsınız.

5. Veri Toplama:
Bu kitlesel kaynaklandırmanın gelişmekte olan bir alanı. Çalışanlarınızı binaları, süpermarket raflarını denetlemeye veya örneğin parkmetreleri okumaya göndermektense, bu işi herhangi birisinin yapmasını sağlayın. Örneğin markette dolaşmakta olan birine ürününüzün raftaki fotoğrafını çektirin. Bu size stok seviyeleri ve ürün yerleşimi ile ilgili bilgi verir ve GPS sayesinde etiketlemeye gerek kalmadan lokasyon bilgisi almanızı sağlar. Bunu büyük veri havuzunuza eklenecek daha fazla veri olarak düşünün. 

6. Manüel İşler:
Dış kaynaklandırmada son nokta. Amazon.com’un Mechanical Turk girişimi bunun bir örneği. İşinizi ufak parçalara bölün ve insanların bu işleri bir kaç kuruşa yapmasını sağlayın. Bunu her şekil ve boyutta yapabilmek için bir dolu platform var. Örneğin ‘fiverr.com’ insanların 5 dolara hemen her şeyi yapacağı bir site.

7. Test: 
Test etmek istediğiniz bir şey mi var? ‘uTest’ bunun için harika bir platform. Websitenizdeki hataları, kullanım sorunlarını veya başka şeyleri bulup canına okuyabilirler. Yüzlerce insanın sisteminizi girmesini ve test etmesini sağlayabilirsiniz. 

8. Müşteri Hizmeti:
Hayranlarınızın müşteri hizmetleri çalışanlarınız olmasını sağlamak nasıl olurdu? ‘CrowdEngineering.com’ gibi platformlar en bilgili müşterilerinizin tüm müşteri tabanınıza yardımcı olmasına olanak tanıyor. Eğer müşterilerinizin teknik bir sorunu varsa, bir çalışanla konuşmak yerine bu bilgili hayranlardan birine yönlendirilebilirler. Bunu sanal bir “inekler takımı” veya “dahiler barı” olarak düşünebilirsiniz.

9. Programlama:
‘TopCoder’ yarım milyon kadar programcının, tasarımcının, test uzmanının ve program yöneticisinin wireframes (tel kafesler), tasarımlar, kodlar ve algoritmalar yaratmak ve sonra da müşteriler adına her şeyi test etmek için birbiriyle yarıştığı müthiş bir web sitesi. Var olan en iyi A’dan Z’ye çözümlerden biri. 

10. Kitlesel Fonlama: 
Bir girişim veya mesele için paraya mı ihtiyaç var? Kitlesel fonlama doğru yöntem olabilir. ‘Kickstarter.com’ gibi platformlar insanların projeleri için para toplamalarına olanak tanır. Bunlar kar amacı gütmeyen girişimler için para toplama platformlarıdır. Şimdi bir de mikro melek yatırımlara olanak tanıyacak bir sürüm ortaya çıkmakta. 

Crowd-Sourcing


Those who came of age during the social media revolution may take it for granted that you, the consumer, are often called upon to be an active participant in your favorite brand's marketing but it wasn't always this way. Until very recently, marketing was a one-way conversation. That's how advertising always worked. Anyone could have imagined saying, "Let's just have consumers come up with the next campaign"

A lot has changed since and the term ‘crowd-sourcing’ has come into brand’s lives.

Suppose a company has a problem. To think about what could be the solution to the problem there are some solution ways like: 1.buying the ready-solution, 2. making the problem to be solved by employees, 3. making the problem to be solved by consultants or experts..
..or ensuring that the solution is solved with the help of a certain group whose solution process is called "crowd-sourcing".

Crowd-sourcing is the combination of 'Crowd' and 'Outsourcing' words. ‘Outsourcing’ is to solve some specific tasks with external sources. So, what is the difference of crowd-sourcing. Crowd-sourcing depends on the management which a company awards wide audience for a particular solution propositions and opinions. Crowd-sourcing could be considered as an application as it is a short term cooperation rather than outsourcing.

To talk about some specific cases, Doritos ‘Hisseli Tatlar’ campaign is one of the leading examples of crowd-sourcing. Also recent Doritos Academy campaign is another example of crowdsourcing; Doritos encourages girls and boys seperately to make the best chips in terms of shape and taste. There will be one winner but by doing so Doritos will get hundreds of new taste and shape alternatives.

When crowd-sourcing became a trend, brands make it crown with the term of ‘good advertising’. Pepsi allocated all of its Superbowl ad budget –nearly $20 million- to ‘Pepsi Refresh Project’. The project supported young people to create world refreshing projects. Campaign is executed through culture & arts, education, food and beverage, health and society categories.The Refresh Project became one of the biggest and most ambitious cause marketing crowdsourcing initiative yet by far. It won awards like 2011 “Best Public Relations Program of the Year" and Platinum and Gold SABRE (Superior Achievement in Branding and Reputation).

Using crowdsourcing brings some genuine advantages to companies and individuals looking to complete defined tasks with affordable price. The main attraction so far has been its fairly lower price, compared to the price for hiring a dedicated professional. Also the best thing with the low price is the high number of people who are ready to work for you anytime.

As with all things, there are disadvantages, and interestingly the main disadvantage mirrors the main advantage: cheap labor results less credible product, compared to professionals. You pay professionals for their expertise, experience and dedicated spirit, but you buy labor for completing simple tasks. Any task considered above simple is risky for crowdsourcing.

Crowd-sourcing also comes with the issue of management. In most cases you have to manage a large scale of workers, which pretty much waste more of your time for management instead of solution. Besides, it’s difficult for collaboration between crowd members as they compete with each other in nature. Worst of all, there’s no contract in most crowdsourcing cases. Workers can run anytime they want, and your design might be reused in anytime.

10 Crowd-Sourcing Types

As you can tell, crowdsourcing can be leveraged in many ways. It is important to note that crowd-sourcing is not the answer. It is only a tool. You need to make sure you understand what you want to achieve and then determine if this approach is appropriate. Too many organizations have tried crowd-sourcing, thinking it was a silver bullet, only to be wildly disappointed. Having said that, when used properly, it can reduce costs, timeframes, and risk, while providing high quality solutions

1.Solution Finding: 
This is where you use a crowd to solve a complex problem. Are you looking to develop a glass for the next iPhone that won’t smudge? Ask a crowd to see if they have a solution. InnoCentive and BrightIdea are two platforms that help` companies solve these types of problems (the latter is the engine behind GE’s ecoimagination initiative).

2. Opinion Seeking:
Crowds can be used, of course, to provide input and suggestions on how to improve your product. SurveyMonkey is a low-end version of this in action. MyStarbucksIdea.com is a more sophisticated version that runs on SalesForce.com’s “ideas” platform.

3. Content Creation:
Want to create an advertisement for your company but don’t want to hire a single design agency? Why not hire the world? Companies like Doritos have done this for their Super Bowl commercials with great success. Platforms like Tongal help companies crowdsource the creation of videos. News broadcasters are also doing this to help collect videos from individuals who shoot newsworthy footage on their iPhone.

4. Design Competitions: 
Need a new logo? You don’t need to hire just one person from an agency, you can use websites like 99designs.com or logotournament.com to get hundreds of designs for the price of one. You select the one logo you like and pay only that one designer.

5. Data Collection:
This is a growing area of crowdsourcing. Instead of sending your employees out to inspect buildings, shelves in super markets, or potentially even read meters, get anyone to do it. For example, when someone is in a supermarket, have them snap a picture of your product on the shelves. This gives you insights into stocking levels and product placement, and the GPS tracking will give you the location without the need for tagging. Think of this as more data for your big data.

6. Manual Tasks:
This is outsourcing on steroids. Amazon.com’s Mechanical Turk is an example of this. Break up your work into bite-sized chunks and get people to do these activities for pennies. There are many platforms for doing this in all shapes and size. For example fiverr.com is a site where people will do almost anything for $5.

7. Testing: 
Do you have something you want to test? uTest is a great platform for this. They can beat the heck out of your website looking for bugs, usability issues, or anything else. You can get hundreds of people banging on your system to stress it and test it.

8. Customer service:
What if you could get your fans to be customer service employees? Platforms like CrowdEngineering.com allow your most knowledgable customers to provide help to your entire customer base. If your customers have a technical problem, instead of speaking to an employee, they can be routed to one of these knowledgable fans. Think of this is a virtual “geek squad” or “genius bar.”

9. Programming:
TopCoder is an amazing website which enables a half million programmers, designers, testers and program managers who compete to create wireframes, designs, code, and algorithms, and then test everything for customers. This is one of the best end-to-end solutions out there.

10. Crowd funding: 
Need money for an initiative or cause? Crowdfunding may be the way. Platforms like kickstarter.com enable people to raise money for their projects. There are platforms for raising money for non-profits. And now there is the emerging version which can allow for micro-angel investing.

2 Mayıs 2013 Perşembe

Kriz İletişimi

For English Please Click

Kriz iletişimi, sıklıkla halkla ilişkiler ve organizasyonların kriz veya felaket sonrasında hasar görmüş imajlarını tamir etme ihtiyacı ile ilişkilendirilmekte. Krizi organizasyonun prestijini yükseltmek için bir dönüm noktası olarak görenlerin sayısı hiç de az değil.

“Ya kriz çıkarsa?” sorusunun cevabı olarak gidilebilecek üç kriz yönetimi rotası var: Birincisi Proaktif kriz yönetimi; sinyalleri alıp, çıkabilecek krizi öngörebilmek, hesaplar yapmak, yani krizi çıkmadan engellemek. İkincisi Reaktif kriz yönetimi; hasarları minimize etmek ve iyileşme evresine odaklanmak. Üçüncüsü Etkileşimli kriz yönetimi; krizin aşılması kadar kurumun yeni durumlara uyumuyla da ilgilenmek.

Kriz yönetimi sürecinde rotayı belirledikten sonra kriz iletişiminde mesajlar nasıl verilmeli diye bakıldığında kurumların kendilerine adapte edebileceği beş ana strateji var.
Yok sayan strateji, agresifçe krizi ortadan kaldırmaya yönelik, “Kriz yok ki!” inkarlarıyla süregelen ve ‘krizin niçin olmadığı’ açıklamalarını dile getiren stratejidir. Mesafeli strateji, bağışlama, niyet ve iradenin yalanlanması yoluyla organizasyonun sorumluluğunu en aza indirger, krizle ilgili bağışlanma ve temize çıkmayı amaçlar. Yağcı strateji, organizasyonun mevcut imajını desteklemek, kriz sayesinde bir ivme yakalayıp diğerlerinin onayını kazanmak için yapılan teşebbüslere odaklanır. Kangren strateji, kurbanlarına tazminatlar sunan, tamamen kabul yaratma ve affedilme çabalarını barındıran stratejidir. Ve son olarak Istıraplı strateji, bir kurban olarak organizasyonu konumlandırmayı ve kamuoyunda sempati kazanmayı amaçlamaktadır.

Türkiye’den başarılı kriz yönetimi süreçlerine bakıldığında Danino, Ayşe Özgün ile beraber yürüttüğü kampanyada reaktif kriz yönetimi ile yağcı stratejiyi en başarılı şekilde kullanan markalardan biri olmuştur. Annelerin özgüvenini en çok kazanabilecek kanaat önderlerinden birini, marka sözcüsü olarak konumlamış ve hakkındaki şüpheleri gidermiştir. Aynı şekilde 2005’te patlak veren kuş gribi vakası Uğur Dündar ile kolayca aşılmıştır. Son dönemlere bakılacak olursa birçok gıda firması, GDO krizinde yağcı stratejiyi kullanarak halkın güvenini kazanmıştır.

Tüm bunların yanında kriz belirlenen strateji ile ne kadar kontrol altında tutuluyor olursa olsun, sosyal medyanın patlaması ile kriz iletişim adımlarının gerektirdikleri de gelişme gösteriyor. Tüm bu sosyal evrimleşmeye karşılık olarak araştırmacılar kontrol sağlamak amacıyla olumsuz çağrışımlar da dahil olmak üzere, webde olası bütün alan adlarının kaydedilmesini; bir online medya takip hizmetinden faydalanılmasını; kriz anında dışarıdan kullanılabilecek gizli veya “karanlık” websiteleri hazırlanmasını; online söylentilere karşı kılavuzlar oluşturulmasını öneriyorlar. Ayrıca krize yanıt olarak bir blog yayınlamanın takipçiler nezdinde şeffaflık yaratacağını ve endişeleri daha aza indirgeyeceğini öne sürüyorlar. İnterneti, örneğin bir blog yoluyla, üçüncü parti bilgi alanı olarak kullanmak; paydaşların algısını anlayabilmek amacıyla mini anketler gibi interaktif araçlar oluşturmak; diyaloğu teşvik etmek için chat araçları kullanmak; CEO’ların paydaşlara online olarak bizzat hitap etmesi denenecek diğer çözüm yollarından olabilir.

Kriz Yönetiminde En İyi Dokuz Uygulama

1. Süreç Yaklaşımları ve Politika Geliştirme
İletişim risk ve kriz ile ilgili kararların verilmesi sonrasında, bunların iletişimiyle sınırlı kalmamalı. Aksine, risk ve kriz iletişimi karar sürecinin bir parçası haline geldiğinde en etkili oluyor. Bu yaklaşım halkla ilişkiler literatürünün daha büyük kapsamdaki tartışmalarıyla da tutarlı. Özellikle bazı yazarlar halkla ilişkiler ve sorun yönetiminin basit bir kadrosal uygulama fonksiyonundansa yönetimsel ve karar süreçleri ile ilgili olarak görülmesi gerektiğini öneriyor.

2. Olay Öncesi Planlama
Risk analizi ve yönetimi ile krizin önlenmesi için değerlendirme yapmanın önemine dair, vaka bazında anlamlı göstergeler mevcut. Bir takım kriz iletişim planlama şablonları bulunuyor. Bu modeller genel olarak bir planda olması gerekenleri ve planlama sürecinin nasıl ilerlemesi gerektiğini ana hatlarıyla belirliyor.

3. Halkla Ortaklık
Kriz iletişimine söyleşimsel yaklaşımın önündeki engellerden biri, halkın krizle ilgili tam bilgiye ulaşırsa panikleyeceği efsanesi. Bu efsane elde bulunan araştırmalarla desteklenmiyor ve aslında halktan bilgi saklamanın ondan uygun tepkiyi alma olasılığını azaltacağına inanmak için de nedenler mevcut.

4. Halkın Endişelerini Dinlemek ve İzleyenleri Anlamak
Bir takım araştırmalar pozitif ilişkiler kurmanın ve iyi niyetin krizin başarılı yönetilmesinde kritik önem taşıdığını gösteriyor. Halkla devamlı interaksiyon, inanılırlığı sağlamak açısından gerekli. Aslında inanılırlığın olmayışı zarar olasılığını anlamlı derecede artırabilir. Doğru olsun veya olmasın halkın algısı, onun gerçeğidir. Eğer insanlar bir riskin varlığına inanıyorsa, bu inanç doğrultusunda harekete geçmeleri beklenebilir. Eğer insanlar bir krizin ciddi olduğuna inanıyorsa bu inancın farkına varmak ve ona göre yanıt vermek önemlidir.

5. Dürüstlük, İçtenlik ve Açıklık
En temel anlamıyla dürüstlük, yalan söylememektir. İçtenlik, gerçekler ajans veya organizasyonu olumsuz yansıtsa dahi, bütün gerçekliği olduğu gibi iletmektir. Açık bir değerlendirme aynı zamanda krizin ne kadar kötüleşebileceğine dair “en kötü durum” senaryoları içerebilir. Kriz iletişimindeki açıklıkta, içten bir yanıtın bile ötesine geçen bir çeşit ulaşılabilirlik ve anındalık söz konusu. İçtenlik ve açıklık, az sayıda yöneticinin dürüst olma ihtiyacını sorgulayacağı, bilinmezlerle dolu kriz ortamında başarması zor olgular.

6. İnanılır Kaynaklarla İşbirliği Yapmak ve Koordine Olmak
Kriz öncesinde bir network geliştirmek, koordine olmanın ve başka inanılır kaynaklarla işbirliği yapmanın etkin bir yolu. Kriz planlamacıları ve iletişimcileri etkili ilişkileri devam ettirmek için devamlı olarak kaynakları doğrulamanın yollarını aramalı, konu-alan uzmanları seçmeli ve paydaşlarla her seviyede ilişki inşa etmeliler. Mesajları koordine etmek, tutarlı mesajların olasılığını artırır ve insanların kafa karışıklığını azaltır. Mesajın tutarlılığı etkin kriz iletişiminin önemli bir çıtasıdır.

7. Medyanın İhtiyaçlarını Karşılamak ve Ulaşılabilir Kalmak
Genel halka ulaşmak amacıyla medyayı etkin kullanmak için ulaşılabilir olmak gerekir. Bilim insanları bazen genel halkı bir risk karşısında bilgisiz ve mantıksız bulurlar ve bunun sonucu olarak da halk ile iletişim kurmanın zarar verici olduğuna inanabilirler. Bazıları medyayı problemin parçası olarak bile görebilir. Kriz sırasında doğal bir “içe kapanma“ veya “gemiyi fırtınaya hazırlama“ eğilimi de görülür. Söyleşimsel duruşun devamlılığı, serbest bilgi akışı ve etkili iletişim için açıklık ve ulaşılabilir kalmak gerekir.

8. Şefkat, İlgi ve Empati ile İletişim Kurmak
İnsanların atılan veya önerilen adımların uygunluğu ve meşruluğuna inancı, samimi bir ilgi ve empati ifadesi gördüklerinde daha yüksek oluyor. Diğer bir deyişle, ilgi ve empatinin ifade edilmesi, krizle ilgili mesajların da aksiyonların da yeni bir çerçevede algılanmasını sağlıyor. Ancak bazı kriz sözcüleri, profesyonellikten uzak görünmek endişesi ile, ifadelerini ilgi ve empati çerçevesine sokmakta tereddüt edebilirler. Profesyonelliği korumak için harcanan bu çaba, insanlar tarafından genellikle soğukluk ve aldırmazlık olarak algılanır.

9. Belirsizliği ve Muğlaklığı Kabul Etmek
Kriz iletişiminin iyi uygulamalarından biri de durumdaki belirsizliği “Durum şu anda değişken,” veya “Henüz elimizde tüm veriler bulunmuyor.” gibi ifadelerle dile getirmektir. Bu stratejik muğlaklık, iletişimcinin mesajı rafine etmesine izin verir ve yeni bilgiler aydınlandıkça ifadelerinin yanlış olarak gösterilme olasılığını da ortadan kaldırır. Ancak belirsizliğin dile getirilmesi, rahatsızlık verici bilgileri açıklamamak veya iletişimin önüne kesmek gayesi ile bir strateji olarak kullanılmamalıdır.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Crisis Communication

Crisis communication is more typically associated with public relations and the need for organisations to repair damaged images after a crisis or disaster. Some view crisis as a turning point which demonstrates the organisation's commitment to responsible behaviour and to outline the steps being taken to eliminate the problem.

There are 3 crisis management route to apply for the “what if crisis happens?” question. First one is proactive crisis management. It includes foreseeing the possible crisis situations and making calculations. In short, preventing the crisis before it happens. Second one is reactive crisis management which includes minimizing the damages and focuses on healing process. Third one is; interactive crisis management which is about looking after the new situations of the company besides overcoming the crisis.

 There are 5 strategies for company to adopt itself, when to overlook how the messages should be given in crisis management, after determining the route in crisis management process. Ignoring Strategy is the strategy which intends to clear away the crisis in an aggressive way, ongoing with “There is no crisis!” shouts, and utters “why there is no crisis” explanations. Distant Strategy degrades the responsibilities of company through denying forgiveness, intention and will, and aims to be proven innocent and forgiven about crisis.  Silky Strategy focuses on gaining approval of others through gaining acceleration during crisis attempts. Mortification Strategy offers compensation to victims, tries to create a total forgiveness and acceptance. And Painful Strategy aims to position the company as a victim thus gains sympathy in public.

When we overlook to crisis management process in Turkey, Danino, which companied with Ayşe Özgün, is one of the most successful companies through their reactive crisis management using the silky strategy. They positioned Ayşe Özgün as their opinion leader, who could easily gain self-confidence of mothers, and they broke down the barriers. Nowadays lots of FMCG companies gains public trust by using silky strategy during GDO crisis.

Within the years, with the explosion of social media, crisis communication steps’ requirements have evolved. Everything from social networking websites, to blogs, to broadcast text messaging – has changed the way in which anyone involved in risk communications must look at overall communication plans. In the pre-crisis phase new technologies can be used for monitoring and issues management tools. The researchers also suggested registering all possible domain names, including ones with negative connotations to maintain control; registering with an online media monitoring service; creating a hidden or 'dark' website that can be used externally in case of a crisis; and drafting guidelines for online rumors. The researchers suggested that launching a blog in response to a crisis could be an effective crisis management tool.  In the crisis phase, using the internet as a third-party information site such as a blog; creating interactive tools such as mini-surveys to understand stakeholders' perceptions; using chat tools to foster dialogues; and having CEOs personally address the stakeholders. Social media can also be used as a way to gather and communicate information. In the post-crisis phase, defining online strategies and tactics to re-build your company's reputation; continue tracking and monitoring blogs, online media; and sending an online thank-you note could be the helping activations.

Nine Best Practices of Crisis Communication

1. Process Approaches and Policy Development
Communication should not merely be involved in communicating decisions about risk and crisis after they have been made. Rather, risk and crisis communication is most effective when it is part of the decision process itself. This approach is consistent with larger debate in the public relations literature. Specifically, a number of authors have suggested that public relations and issue management should be viewed as managerial and decision processes as opposed to simply staff implementation functions.

2. Pre-Event Planning
Significant case-based evidence exists, for example, that it is essential to conduct risk analysis and
assessment for the management of risk and the prevention of crisis.
A number of crisis communication planning templates are available. These models generally outline what should be included in a plan and how the planning process should progress.

3. Partnerships with the Public
One of the impediments to a dialogic approach to crisis communication is the myth that the public will panic if it has accurate information about a crisis. This myth is not supported by the available research, and, in fact, there is some reason to believe that withholding information from the public decreases the probability that it will respond appropriately.

4. Listen to the Public’s Concerns and Understand the Audience
A number of investigations have indicated that establishing positive relationships and a reservoir of goodwill before an event is critical to the successful management of a crisis. Ongoing interaction with the public is necessary to achieve this credibility.  In fact, lack of credibility may significantly enhance the probability of harm. Whether accurate or not, the public’s perception is its reality. If the public believes a risk exists, it can be expected to act according to that belief. If the public believes that a crisis is severe, it is also important to acknowledge this belief and respond accordingly.

5. Honesty, Candor, and Openness
Honesty, in its most fundamental sense, is not lying. Candor refers to communicating the entire truth as it is known, even when the truth may reflect negatively on the agency or organization. A candid assessment might also include worse-case scenarios and fear about how bad the crisis might become. Openness in crisis communication refers to a kind of accessibility and immediacy that goes
beyond even a candid response. While few emergency managers would question the need to be honest, candor and openness are difficult to achieve in the high-uncertainty context of a crisis.

6. Collaborate and Coordinate with Credible Sources
Developing a pre-crisis network is a very effective way of coordinating and collaborating with other credible sources. To maintain effective networks, crisis planners and communicators should continuously seek to validate sources, choose subject-area experts, and develop relationships with stakeholders at all levels. Coordinating messages enhances the probability of consistent messages and may reduce the confusion the public experiences. Consistency of message is one important benchmark of effective crisis communication.

7. Meet the Needs of the Media and Remain Accessible
Effective use of the media to reach the general public requires accessibility. Scientists sometimes view the public as uninformed and irrational in its understanding of risk and, as a consequence, may believe communicating with the public is counter-productive. Some may even view the media as part of the problem. There is also a natural tendency to ‘‘circle the wagons’’ or ‘‘batten down the hatches’’ during crisis. Maintaining a dialogic stance, free flow of information, and effective communication requires maintaining openness and accessibility.

8. Communicate with Compassion, Concern, and Empathy
If the public sees an expression of genuine concern and empathy, it has more faith that the actions being undertaken or recommended are appropriate and legitimate. In other words, an expression of concern and empathy reframes both the crisis-related message and actions. Some crisis spokespersons may be reluctant, however, to frame their statements with expressions of concern and empathy for fear of appearing unprofessional. These efforts to maintain professionalism are often perceived by the public to be cold and uncaring.

9. Accept Uncertainty and Ambiguity
A best practice of crisis communication, then, is to acknowledge the uncertainty inherent in the situation with statements such as, ‘‘The situation is fluid,’’ and, ‘‘We do not yet have all the facts.’’ This form of strategic ambiguity allows the communicator to refine the message as more information becomes available and avoids statements that are likely to be shown as inaccurate as more information becomes available. Acknowledging uncertainty should not be used as a strategy, however, to avoid disclosing uncomfortable information or closing off further communication.

5 Nisan 2013 Cuma

Bi’ Viral Yapalım Mı

For English Please Click

Bir yeni nesil reklam metodu olarak viral, insanların ‘bunu paylaşmada duramam’ diyerek hiçbir baskı altında kalmadan paylaştıkları, bu yüzden de virüs gibi yayılan videoları ifade eder. Viralin pazarlama içindeki ağırlığı gittikçe artmaktadır. Viral bir video yapmak bir bakıma kumar oynamaya benzer. Kolay, eğlenceli ve bol kazançlı görünür ama deneyince şaşırtıcı derecede zordur. Maalesef ki ‘izlenme ve virüs etkisi garantili’ tek bir genel geçer viral video formülü yoktur.

Ana iki viral çeşidi vardır: kişisel olarak yüklenmiş videolar ve kampanya videoları. Kişisel olarak yüklenmiş videolar çoğunlukla komik içeriğe sahip kişisel videolardır. Kampanya videoları, marka farkındalığı yaratmanın bir yolu olarak bir şirket tarafından üretilmiş videolardır. Fakat bugün her başarılı kampanya viralinin arkasında ücretli seeding (paralı medya) ve geniş bir network varlığı söz konusudur.

PSY’nin Gangnam Style videosu 3,5 aylık süre zarfında yaklaşık 850 milyon defa görüntülendi. Videonun ‘Çarpıcı İçeriği’ni oluşturan unsurlar şöyle: PSY’nin kendine özgü hareketleri ve kişiliği; insanların hemen kapıp, taklit edebileceği ‘markalaşmış ata binme dansı’; dil bariyerini yıkıp akılda kolayca kalan melodi; 4’13’’lik videoda gözüken 19 farklı arka plan dekoru; artık marka haline gelmiş kostümler; ünlü Koreli tiplemeleri. PSY’nin bir üyesi olduğu YG Entertainment, video lanse edilmeden önce ilk aşama olarak 2 milyon abonesine videoyu yaydı. YG Entertainment, Gangnam Style videosundan önce,  yıllar içinde 1.6 milyar görüntülenme elde etmiş ve twitterda geniş takipçi kitlesine sahip başlı başına bir marka. Bu büyük hayran kitlesi, Gangnam Style videosunun daha ilk günde birden fazla ünlü tarafından tweetlenmesini sağladı. Daha sonrasında da CNN, Wall Street Journal ve birçok başka medya kuruluşu tarafından gündeme getirildi.

Bu yıla baktığımızda, “Harlem Shake”in 10 günde 44 milyon defa ve yeni oluşturulan versiyonlarının günde 4000’in üzerinde görüntülendiğini görüyoruz. Beş dakikalık bir videoya kimsenin vakti yok. Açık ki Harlem Shake’in başarısının en önemli sebebi 30’ar sn.lik bir formülü olmasında: 14 sn.lik hazırlık müziği+ videoda anlık bir durma noktası + 14 sn.lik agresif dans + 2 sn.lik geçiş sesi ve agresif dansın yavaş çekim hali. Formül neden işe yarıyor diye düşünürsek, herkes yaratıcı değil ve dahası olmak zorunda da değil ama hazır bir formüle değişken katmaya herkes çok yatkın.

Türkiye’ye bakınca son dönemlerde ‘Piston Aşağı indi’ organik virali izleyicilere basit bir formül verdi ve geniş yayılım sağladı. Markaların hazırladığı viral tarihçesine bakınca, Türkiye’nin hafızasına kazınmış bazı virallerin üstünden geçecek olursak; Profilo’nun “O Tabak Bitecek” ve “Yavrum seni like ettim” videoları; Batesmotelpro’nun  Gittigidiyor.com için hazırladığı Sütü Seven Kamyoncu’su; THY’nın ‘İnanılmaz evlenme teklifi’ ve viralin ilk örneklerinden yine Gittigidiyor.com için hazırlanan ‘Aldatılan Kız Fulya’ akla geliyor. Buna rağmen başarılı ve hatırlanan kampanya viralleri sayıca çok değil; mayanın tam tutmamasının belki de belli başlı nedenleri viral içinde markalamanın ciddi şekilde çok yapılması, markanın karakterine uyup uymayacağını düşünmeden esprili tonaliteye ağırlığınca yer verilmesi, bunun yanında viralin çok ucuz bir mecra olacağı yanılgısına düşüp seedinge bütçe ayrılmaması olabilir.

BAŞARILI VİRAL VİDEOLARIN YEDİ ÖZELLİĞİ

1. TAMAMEN BEKLENMEDİK
Harlem Shake’e bakın: Dehşet basit bir formülü var. 30 saniyenin yarısında yapmanız gereken tek şey delirmek. Bu kadar eğlence ve rahatlama bundan daha basit bir şeyle mümkün olamazdı. ‘Piston aşağı indi’ videosu buna verilebilecek bir diğer örnek.

2. AŞIRI KOMİK
Başkalarını güldürecek videoları paylaşmak insanın doğasında var. Çünkü en komik şeyler, üzerinde düşünülmemiş, hesabı kitabı yapılmamış naif durum komedileridir. Bu yüzden en çok tercih edilen yöntemdir. Fakat marka bazlı düşünecek olursak komik olmak kolay değil ve marka DNA’ına aykırı durumlarda komedi ögelerini uyarlıyor olmak birçok virali çuvallatıyor. Bu yüzden komiklik sınırına dikkat edilmesi gerekiyor.

3. ‘HEPİMİZİ İLGİLENDİREN ŞEYLER’
Videoların içeriği daha büyük bir hedef kitleye hitap ettiğinde, birilerinin bu videoyu sosyal ağıyla paylaşma olasılığı da çok daha fazla oluyor.  Türkiye’den Profilo’dan ‘Tüm yavrulara bayram hediyesi’ ve ‘Yavrum seni like ettim’ bunun en iyi örneklerinden.

4. GERÇEĞİ AÇIĞA ÇIKARMAK
Viral video başarısının göz ardı edilen bir yönü de gerçeğin açığa çıkarılıyor olması. Öncesi ve sonrasını gösteren o çılgın kilo verme resimleri, bir olayın gerçek olup olmadığı kuşkusunu düşüren videolar merakı arttırır. ‘Furious Pete’ ya da ‘Black Swan’ kamera arkası gibi viraller buna en iyi örnekler.

5. DUYGUSAL
Viralde yürünebilecek en iyi yollardan bir de etkili bir hikaye örgüsüyle izleyicilerde “damar” bir duygu yakalamak veya kendileri ile bağdaştırabilecekleri bir acı noktasına temas etmek.  “Dear 16 years old me” videosu bu türün en iyi örneklerinden.

6. İNTERAKTİF
Bazı markalar ise viral başarı elde etmek için YouTube’un interaktif yeteneklerinden faydalanıyorlar. Hem TippEx hem Hell Pizza, milyonlarca görüntüleme elde eden “Maceranı Seç” serileri yarattılar. TippExx, “Hunter Shoots a Bear” dizisinde olaylardan habersiz bir ayının kaderini izleyicilerin ellerine teslim etti. “Her koşulda pizzanızı evinize ulaştırmak boynumuzun borcu" diyen Hell Pizza ise zombi istilasında dahi pizza siparişi verileceğini ön görerek, olası bir durumda servis çalışanlarının işine ne kadar bağlı olacaklarını, duruma ne kadar hazır olduklarını vurgulamak için etkileşimli videolarını hazırladı.

7. DOĞRU YER, DOĞRU ZAMAN: ORGANİK OL
Bu karakterdeki viraller doğaları gereği maalesef pek öngörülebilir değiller.  “Charlie Bit My Finger” ve “David after Dentist” gibi videolar organiktir. Kameranın ardındaki kişi kayıta başladığında ne elde edeceğini bilmez. Bu birçok viral videonun ortak yönü olsa da kampanya virallerinin pek bel bağlamaması gereken bir durum.