3 Mart 2013 Pazar

Türkiye’de Girişimci Olmak


For English Please Click


Türkiye’de girişimcilik konusuna baktığımızda gördüğümüz büyük resim çok da iyimser sayılmaz.

Türkiye’de her 12 girişimden sadece biri ayakta kalıyor.

Ekonomik büyüme hızında dünya çapında görülen yavaşlama, yeni girişimlerin önündeki fırsatları azaltmaya devam ediyor.

Ancak Türkiye gelişmekte olan bir ekonomi ve nüfusu büyük ve genç. Dolayısıyla tüketici talebi de hareketli. Bunlar girişimciliği teşvik eden çok önemli faktörler.

GEM (Global Girişimcilik Monitörü), bize Türkiye’de dinamik bir gelişim sürecinin başladığına dair veriler sağlıyor. Araştırmalara göre, Türkiye’deki yetişkin nüfusun %4’ü aktif olarak yeni bir iş kurma çabasında (yeni doğan girişimciler); %5’i, 3 ila 42 ay önce kurulmuş bir işin sahibi/yöneticisiydi (yeni işler).

Ancak Türkiye’nin TEA oranı (Toplam Girişimcilik Aktivitesi) %9 civarında. Bu oran aynı gelir aralığında bulunan ülkelere göre (Brezilya %17,5, Meksika %10,5, Arjantin %14,5) daha düşük ve verimlilik odaklı ülkelerle (%12) karşılaştırıldığında ortalamanın da altında.

Türkiye’nin girişimcilik verilerini detaylı incelediğimizde, erken dönem girişimcilik aktivitesi %9. Yani Türkiye’deki her 100 yetişkinden dokuzu girişimci.

Bu girişimcilik havuzunun %60’ı fırsat girişimcilerinden ve %40’ı gereklilik girişimcilerinden oluşuyor.
Fırsat girişimcilerinde bir artış görülmüş olmasına rağmen, bu artış verimlilik odaklı ülkelere göre oldukça düşük (%7,81). Türkiye, 24 verimlilik odaklı ülke arasında 17. sırada.

Girişimcilik tüm dünyada baskı altında. Türkiye’deki girişimcilik aktivitesi, hali hazırdaki olumsuz ekonomik şartlara rağmen göreceli olarak şu ana kadar iyi dayandı. Kısa vadede, kamu düzenleme politikası ve yeni girişimlerin finanse edilmesi önemli katkılarda bulundu. Ancak uzun vadede, eğitim sistemi yoluyla girişimcilik bilincini artırmak temel bir memleket meselesi haline dönmelidir.
Türkiye’nin demografik girişimcilik verilerini detaylı olarak incelediğimizde, erkek girişimcilerin egemen olduğu bir toplumda yaşadığımız görülüyor.

Türkiye’de cinsiyetler arasındaki en büyük fark, olgunlaşmış bir işe sahip her bir kadına karşılık beş erkek oranıyla yaşanıyor. Girişimciliğin sahip olduğu özelliklerin durumu zorlaştırması ve kadının yasal durumu bu konuda cinsiyetler arasındaki farkı biraz daha açıyor. Kadınları girişimcilik alanında iş gücüne katmak için Türk Kadın Girişimcilik dernekleri ve girişimcilik programları desteğiyle dünyadan girişimciler Türkiye’ye geliyor ve fikir teatilerinde bulunuluyor. Çünkü ilerleyen günlerde özellikle moda, sanat, sinema, medya ve internet gibi alanlarda kadın bakış açısından ihtiyaçların belirlenmesine, hem göze hitap eden hem de bayan müşterileri daha çok tatmin etmeye yönelik somut iş modelleri geliştirilmesine büyük ihtiyaç var.

Başarılı Girişimcinin Altı Özelliği

1. Girişimci ‘teknoloji’ kokusunu alır.

Girişimci, yeni bir teknolojiyi herkesten önce bulan, özümseyen ve kullanma becerisini gösterendir; farklı işler yaparak öne geçer. Bazı insanlar teknoloji yönetimi eğilimli olduklarından, bu konuda koku alır, önce davranmanın avantajını çıkarır.

2. Girişimcinin her zaman canlı kalan duygusu ‘merak’tır.

Girişimci insanın en önemli özelliği, merakı peşinde koşarak, ortalama insanın görmediğini yakalamayı becermesidir. Var olmayan bir ihtiyaçtan, ihtiyaç doğurabilen kişidir. Girişimci sadece ‘bakmaz’ aynı zamanda “görür’.

3. Girişimcinin ‘beslenme saatleri’ vardır.

Girişimci bir insanda sürekli olarak “yeniliklere“ ulaşma yeteneği vardır. O nedenle dünyadaki trendleri yakından takip eder ve yeni iş modellerini kendi çevresine nasıl adapte edeceğini öngörebilir. Yeni fikirler üretir. Fikirleri “projeye“ dönüştürür. Projelerinde “zenginlik“ üreterek insanların yaşamını kolaylaştırır.

4. Girişimciler bir nevi ‘stratejisttir’.

Strateji, farklı yolu bulmaktır. Girişimci, aynı kulvardaki markalardan kendini farklı kılabilmek adına bir  “ekonomik değer“ yaratır ve bunu stratejik yollarla ve inovasyonlarla besler.

5. Girişimci için ‘risk’ yoktur.

Türkiye gibi inişli çıkışlı bir ekonomide, her zaman kriz faktörü oluşabileceğinden, girişimciler işlerin kötü gittiği anlarda bile yılmadan kriz yönetimi yaparak ayakta kalmayı başarabilmelidir. O nedenle, girişimci ‘inisiyatif’ kullanır, ‘risk’ üstlenir,  yanılabilme hakkını kullanır, yeniden üretme becerisine sahiptir. Bir kişi kendi işini kurduğunda ve yönetmeye başladığında, riskler görmez; sadece kontrol altına alıp kendi avantajına kullanabileceği faktörler görür.

6. Girişimci şirketinin ‘her elemanı’dır.

Girişimci, kendi işinin patronu olmakla beraber işini gerçekleştirirken hem çalışan hem işveren olmak zorundadır. Hem iyi bir çalışan, hem iyi bir yönetici, hem iyi bir patron olmalıdır. Gerektiğinde operasyonu da yüklenmeli, sorunlar karşısında çözümcü olabilmelidir.

7. Girişimci ‘pozitiftir.’ 

Girişimci, kendi yetkinlikleri gereği olmazı söylemeye değil de olmazı olura çevirmeye yakındır. Başarılı bir girişimci kuşkusuz her şeyi pembe gözle gören aşırı iyimser olmayacaktır ama her günkü belirsizliğe göğüs gerebilmek adına ‘pozitif düşünce üreten’ bir insan olmak zorundadır.

Being An Entrepreneur In Turkey


The big picture is not seen optimistic when Turkey’s entrepreneurship data is analyzed.

Only one of twelve entrepreneurs survive.

The worldwide slowdown in economic growth rates has provoked a dwindling of opportunities for new enterprises.

However, Turkey is a growing economy, has a large and youthful population and buoyant consumer demand, all of which are the important factors that encourage entrepreneurship.

GEM (Global Entrepreneurship Monitor) provides some evidence that a dynamic growth process in Turkey has started. According to research, 3.69% of the adult population in Turkey was actively trying to start a business (nascent entrepreneurs); 5.05% were owner-managers of a business that was 3-42 months old (new businesses).

However, the TEA (Total Entrepreneurial Activity) rate of Turkey (8.6%) is lower than for countries falling in the same income range as Turkey (Brazil 17.5%, Mexico 10.5 %, Argentina 14.5%), and lower than average compared with the efficiency-driven countries (11.7 %).

When Turkey’s entrepreneurship data are revised, the level of early stage entrepreneurship activity is 9%, which means that about 9 out of every 100 adults in Turkey are entrepreneurs.

The entrepreneurial pool was made up of about 60% opportunity-entrepreneurs and 40% necessity-entrepreneurs.

Although there has been an increase in opportunity-entrepreneurs, this rate is well below the average of the efficiency-driven countries (7.81%) and 17th out of the 24 efficiency driven countries.

Entrepreneurship across the world is under pressure. Entrepreneurial activity in Turkey has endured relatively well despite the present unfavorable economic conditions. In the short run, government regulation policy and the financing of new businesses are important policy objectives. In the long run, raising entrepreneurial awareness through the educational system should be a fundamental concern.

Turkey showed the greatest difference in gender for established business ownership, with a rate of one woman to five men owning matured companies.

The legal position of women creates a wider difference between genders in this area. To support entrepreneurship activities, opinion leaders come to Turkey from all over the world and consultations are being implemented with the support of Turkish Women Entrepreneurship Organizations and entrepreneurship programs.

Oncoming days bring a big necessity to establish a women point of view related to fashion, art, movie, media and internet sectors in order to build tangible and pleasing business models that satisfy especially female consumers.

Six Features Of A Successful Entrepreneur

1. Eureka! Technology

Entrepreneur is the one who meets technology before anyone does who absorbs it and shows the ability to use it. Some people take the advantage of behaving first, because of their tendency for technology using.

2. Long live curiosity

Entrepreneur’s most important characteristics are the ability to catch the thing with his curiosity, which a common person can’t do. Entrepreneur is the one who creates a need with non-existing necessity as well. Entrepreneur does not just “look” also “sees”.

3. “Feeding times“ - three times a day

Entrepreneur has the ability to reach the “novelties” at all times. S/he follows all the trends all over the world and foresees the new business models and how to adopt them to his circles. Entrepreneur creates new ideas, turns them into “projects”. Entrepreneur makes people’s life easier with creating richness in his projects.

4. Entrepreneurs are strategists

Strategy is to find the different path and way. Entrepreneur creates an “economic value” for differing itself from other brands in the same lane and feeds it with strategic ideas and innovations.

5. There is no risk

Entrepreneur should success to remain standing by doing crisis management especially in the tough fast-changing economic conditions of Turkey. Thus, entrepreneur should use “initiative” all the time and not to fear of being mistaken. When the person establishes his own business and starts managing it, he doesn’t see any risk related; he just sees the factors which he can take under control and use for his own advantage.

6. Entrepreneur; as a  ‘every day man’ of his own firm

Entrepreneurs are supposed to be both the working staff and the employer, besides being the boss of the new business. He must be a good manager, good employee and also a good boss. He must shoulder the day to day operation and solve problems when necessary.

7. Optimism is the motto

Entrepreneur’s tendency is making impossible a reality. A successful entrepreneur can’t be the person who sees everything with pink glasses, but he must be the kind of a person who “produces positive ideas” for handling

6 Şubat 2013 Çarşamba

Türkiye'de Doğru Ünlü Kullanımı


For English Please Click

Yapısı gereği Türkiye ünlü kişiyi seven, kolayca takdir ve taklit eden bir ülke.

Hal böyle olunca reklamda ünlü kullanımı kaçınılmaz oluyor. 2012’nin en çok hatırlanan 15 reklamına bakıldığında 6’sında direkt olarak ünlü kullanılmış.

Bunlardan bazılarında – özellikle bankacılık sektöründe - ünlü kullanımı markanın önüne geçmiş ya da ünlüler tüketici nezdinde markayla tam eşleşememiş durumda.

Bunun yanında bir de artık her reklamda ünlü görmekten bıkmış ve güvenini kaybetmiş bir tüketici kitlesi var ki bu kitleye marka özünden kopmadan markanın nasıl hitap etmesi gerektiğinin sırlarını biliyor ve çözüyor olmamız gerekir.

Reklamda ünlü kullanımının çok çeşitli yolları var; reklamda ünlü bir kişi ya da kurumun reklamı yapılan ürünü kullandığını belirtilmesi, cingıl ya da sadece dış ses..

Araştırmalar gösteriyor ki tanınması ve sevilmesine rağmen tüketici o ünlüyü reklamda görmek yerine sadece dış sesini duyuyorsa, marka-ünlü eşleştirmesi düşük çıkıyor. Dış sesin ünlü etkisi yaratmasını beklemek hayalperestlikten başka bir şey değil.

Ünlü kullanıldığı durumlarda ise ikna etkisi ve reklamın hatırlanma oranı, ünlülerin reklamlarda kendilerini oynamayıp başka karakterlere bürünmeleri ile bir hayli yükseliyor.

Ortalamanın çok daha üzerinde bir bütçe ile “Olsun da nasıl olursa olsun” zihniyetiyle ünlü kullanımından kaçınmak gerekiyor.

Bırakın reklam stratejisini, oturmuş bir pazarlama stratejisine dahi sahip olmadıklarını düşünmemize yol açan bu reklamlar çoğunlukla kısa süreli gündem oluşturmak, sonradan da unutulup gitmekten başka bir işe yaramıyor.

Bu tür reklamlara FAD (Fast Adaptation Fast Decline) yani Hızlı Adaptasyon Hızlı Vazgeçme reklamalrı deniyor. Marka sadece kısa vadeli etki yaratıyor ve parasını boşa harcamış oluyor.
Markanız için doğru ünlüyü bulmanın, yarı-sanat, yarı-bilim olduğu göz önüne alınırsa, doğru ünlü kullanım trigonometrisinin altı ana adımı var.

1. YETENEK SENKRONİZASYONUNU KURUN
Köşeleri marka, tüketici ve ürün olan bir eşkenar üçgen hayal edin. Güç olan, bu üç değişkene uygun olan ünlüyü bulabilmek. Bazı ünlüler marka ile daha iyi uyar, diğerleri ürünün kendisi ile, bir diğeri ise tüketiciyle daha ideal bir uyum yakalar. Hedef,  üçgenin ağırlık merkezinde olup yetenek senkronizasyonunu sağlamak.

2. GÖRÜNMEZ BÜTÇEYİ HESABA KATIN
Yetenek ve bilinirliğe göre ünlünün talep ettiği haklar değişiyor. Nev-i şahsına münhasır bir kampanya planlanırken şunlar göz ardı edilmemeli: Ünlü reklamda yer alacak mı, küresel bir kampanya mı, sadece ünlü dış sesi mi kullanılacak yoksa sadece bir şarkının telif hakkı mı alınacak? Bunun yanında ünlü 1.sınıf seyahat- belki de özel bir uçak veya VIP konaklama mı isteyecek? Baştan hesaba katılmayan maliyetler daha sonra reklamın saniyesinden götürebiliyor.

3. YARATICILIĞI SINIRLAMAYIN
Son dönemde revaçta olan, ünlünün etrafında bir kampanya kurmak değil, yaratıcılığı ünlünün spontane yetenekleriyle birleştirmek ve reklamda verilen mesajın doğallığını arttırmak. Doğaçlama özelliğini göz önünde bulundurmakta fayda var.

4. BASINDA KAPLANACAK ALANI MAKSİMİZE EDİN
Hangi ünlü medyada en fazla yeri tutacak? Hangi PR takımı, TV ve radyo programlarında daha fazla yer ayırabilir? Markalar bunların yanı sıra, ünlünün geçmiş/kötü şöhretiyle gündeme gelmemek için kriz iletişimine dikkat etmeli.

5. SOSYAL MEDYA İZİNİ ÇOĞALTIN
Bugün ünlüler, annelerimizin dönemindeki ünlüler gibi değiller. 7/24 sosyal medya kullanımı söz konusu. Markalar, ünlü kullanımı ile kazanacakları popülariteyi kaybetmemek ve sürekli ilgi odağında kalmak amacıyla sosyal medyayı efektif kullanmalı, yapabiliyorsa ünlü kişinin resmi sosyal medya hesapları yardımıyla tüketici ile bağ kurmalı.

6. ÜNLÜYLE RUH UYUMUNU YAKALAYIN
Ünlü kişi, ürününüzü/markanızı/hizmetinizi en azından bir kez denemiş mi? Yoksa tek istediği para, para ve yine para mı? Verebileceği mesajlar, marka özüne aykırı mı? Başarı hikayeleri doğal bir şekilde o markayı kullanan ya da en azından sempati duyan ünlü ve marka bileşiminden doğuyor.


Ünlü kullanımında trendler:

Reklamda ünlü bir kişi ya da örgütün reklamı yapılan ürünü kullandığını belirtilmesi pahalı olmanın yanı sıra artık demode. Markaların artık ünlü müşteri, ünlü patron/çalışan, ünlü sponsorlukları opsiyonlarını keşfedip değerlendirmesi gerekiyor.

Yerel ünlüler yetmiyor, uzak kıtalarından yabancılar ithal ediliyor. Adriana Lima, Penelope Cruz, Megan Fox, Pamela Anderson gibi ünlüler son dönemde Türkiye yollarını arşınlayan ünlülerden birkaçı.

Hayatımıza sosyal medya ünlüleri, dolayısıyla sosyal medya reklamları girdi. Twitter’ı efektif kullanan ünlüleri takip etmek gerekiyor.

Daha uzun süren anlaşmalar revaçta. Ünlülerin iki ila beş yıl boyunca markaya bağlı kalması isteniyor. 1 yıldan az kontratlar, artık çok kısa ve tutarsız kabul ediliyor.

Emlak, eğitim, finans sektörü, ikinci el otomobil sektörü ve B2Bler, ünlü kullanmak için en önde sıraya giren sektörlerden.

Herhangi bir ürünü patlatmak yerine, markanın amiral gemisine ünlü yatırımı yapılıyor.

Büyük markalar Bolly/Hollywood kökenli ünlüler yerine, alanında henüz çok keşfedilip, kirlenmemiş başarılı boksörler, güreşçiler, atıcılar vs.. gibi daha  sportif alandaki ünlülere yönelmeye başladılar.

Ünlüler, reklamların yanı sıra marka adına yarışmalar, satış toplantıları vb. buluşmalara katılmaya başlar hale geliyorlar.

Correct Celebrity Usage in Turkey


Turkey, by nature, is a country that likes, easily appreciates and imitates the celebrity. When this is the case, celebrity usage in advertising becomes inevitable. When we look back at the most remembered 15 ads of 2012, a celebrity was used in six of them. In some of these – especially in the banking industry – either the celebrity usage has shadowed the brand or the celebrities have not exactly paired up with the brand in the eyes of the consumer. There is also the group of consumers who are tired of seeing a celebrity in every ad and who have lost confidence. One must know the secret to address this crowd without breaking away from the brand essence and resolve the mystery.

There are various ways to use a celebrity in advertising: Indicating in the ad that a famous person or organization uses the product, the jingle or only the voice-over... Research shows that even though a certain celebrity is well-known and admired by the consumer, hearing his voice-over instead of seeing him in the ad results in low brand-product pairing. In other words, while the celebrity voice-over has an effect on the brand hook, in the long run, its effect on brand value is undeniably low.

If the budget spared is way above average, it pays more to consider the long term effect. One must avoid the “no matter how” attitude when using a celebrity. Leave aside having an advertising strategy, these ads cause us to think they do not even have an established marketing strategy. They mostly serve no more than creating short-term agenda and then falling into oblivion. Considering correct celebrity selection for your brand is half art and half science, the trigonometry of correct celebrity usage has six main steps.

1. ESTABLISH TALENT SYNCHRONIZATION
Imagine a triangle whose corners are the brand, the consumer, and the product. The difficulty is in finding the celebrity who will match these three variables. Some celebrities pair up better with the brand, some with the product itself, and some achieve a more ideal fit with the consumer. The objective is to be situated at the triangle’s center of gravity and achieve talent synchronization.

2. TAKE INTO ACCOUNT THE INVISIBLE BUDGET
The rights a celebrity requires vary according to talent and popularity. When planning a unique campaign, one must not overlook the following: Will the celebrity be seen in the ad, is it a global campaign, will only the celebrity’s voice-over be used or are the rights to a song to be bought? Aside from these, will the celebrity want to travel first class or on a private jet or require VIP accommodation? Costs that are previously overlooked may later cause cuts on the ad seconds.

3. DO NOT LIMIT CREATIVITY
Lately, it is not in fashion to build a campaign around the celebrity but it is to combine creativity with the spontaneous talents of the celebrity and enhance the naturality of the message given in the ad. It would be beneficial to keep in mind the improvisation feature.

4. MAXIMIZE MEDIA COVERAGE
Which celebrity will receive the most media coverage? Which PR team can get more slots on TV and radio? Aside from these, brands must pay attention to crisis communication in order not to become the agenda with the celebrity’s past infamy.

5. INCREASE YOUR SOCIAL MEDIA FOOTPRINT
Today’s celebrities are not like those of our mothers’ times. We are talking about 7/24 social media usage. Brands must not miss out on social media with their own digital companies in order to be at the center of attention the whole time. They must not lose popularity by benefiting from the advantage of the celebrity’s official accounts.

6. SEIZE A SOUL CONNECTION WITH THE CELEBRITY
Has the celebrity tried your product/brand/service at least once? Or is all he wants money, money, and more money? Are the messages he might give contrary to the brand essence? Success stories are born from the combination of the brand with a celebrity who uses it naturally or at least has sympathy for it.


Recent Trends in celebrity usage:

In the ad, indicating that a famous person or organization is using the advertised product is out of fashion as well as expensive. Brands must now discover and evaluate the famous client, famous boss/employee, celebrity sponsorship options.

Local celebrities are not enough anymore. Foreign ones are imported from far away continents. Lately, celebrities like Adriana Lima, Penelope Cruz, Megan Fox, and Pamela Anderson have made a habit of coming to Turkey often.

We now have in our lives social media celebrities and consequently, social media ads. One must follow celebrities who use Twitter effectively.

Longer lasting agreements are in fashion. Celebrities are required to stay connected with the brand for two to five years. Contracts under one year are regarded as too short and inconsistent.

Real estate, education, finance, second-hand car industries and B2Bs head the line for celebrity usage.

Instead of investing all in a certain product, the celebrity investment is made for the flagship of the brand.

Big brands have started to tend towards less discovered and less polluted celebrities from the sports scenes such as successful boxers, wrestlers, shooters etc. instead of Bolly/Hollywood-based ones.

Aside from ads, celebrities have started to attend contests, sales meetings and similar gatherings in the name of the brand.

10 Ocak 2013 Perşembe

Bireyselleşmiş Pazarlama


For English Please Click

Bireyselleşmiş pazarlama son dönemin en kritik pazarlama gündemlerinden biri haline gelmiş durumda.

Bireysel pazarlama sadece bir hizmet yaklaşımı olarak değerli değil, aynı zamanda mesaj olarak tüketici nezdinde çok değerli.

Dolayısıyla markalar sadece bireysel pazarlamaya yatırım yapmıyorlar, aynı zamanda bunun mesajını genel kitleye dağıtabilmek için ciddi efor sarf ediyorlar.

Bunun en başarılı örneklerinden biri pizza zinciri Dominos’un 2010 reklam kampanyasıdır.

Domino’s kaybettiği üç tane müşterisini geri kazanmak için verdiği muazzam çabayı kampanyalaştırmış ve genel hedef kitleye başarılı bir şekilde yaymıştır.

Aslında Türkiye’de bireyselleşmiş pazarlamanın tarihi çok daha eskiye dayanmasına rağmen, Facebook’un beğeni ikonu ile pazarlama dünyasında çokça tartışılır oldu..

Facebook’un ikonu basit bir “beğendim” simgesinden çok öte.

Tüketicinin kimliğini, hobilerini, ilgilendiği konuları, yaptığı aktiviteleri, nelerden hoşlandığını, hangi dine ve politik partiye mensup olduğunu Facebook’un anlaşmalı olduğu markalara anlatan bir elçi.

Günde ortalama 70 milyon Facebook kullanıcısının bir şeyleri “like” ettiği bir dünyada, pazarlamacının önüne 70 milyon bireysel pazarlama yolu açılıyor.

Bireysel pazarlamanın bir devrim olduğu günümüz pazarlama dünyasında, bu devrimi mümkün kılan  tüketicinin gönüllü bilgi paylaşmaya istekli olmasıdır.

Kim bu gönüllü paylaşımcılar ve bıraktıkları izlerden nasıl bir stratejik yöne girmeliyiz?

İşte bu soru bireysel pazarlamaya inanmış pazarlamacının sorması gereken ilk sorusudur.

Eskiden tüketiciyi tanımlamak (meslek, gelir, yaşam tarzı..) kolaydı, dolayısıyla bireysel hizmet sunmak daha didaktik bir süreçti.

Bugün elinin altında her an akıllı telefonları olan, hayatları teknoloji, sosyal ağlar, bilgisayar oyunları, Twitter ve Facebook ile çevrili bu insanlar gerçek hayatta belli bir kimliğe, dijital hayatta ise bambaşka bir kimliğe sahip.

Hatta yaratılan kimliğin, gerçek kimlikten daha dominant olduğu durumlar söz konusu.

Bireysel pazarlamayı gerçek kimliklere mi, yaratılmış kimliklere mi yapacağız sorusudur yanıtlanması gereken. Gelecek 10 yılın ana pazarlama mevzuları arasında bu soru hep yerini alacak.

Eğer bırakılan iz gerçek kimlikleri yansıtacaksa, gerçek kimliklere ve demografiye odaklanacak markalar.

Ancak eğer bırakılan iz yaratılan, arzu edilen karakteri yansıtacaksa, o zaman pazarlamacının önüne çok daha büyük zorluklar çıkacak.

Bireysel pazarlamacılar hedefleri ve verileri doğrultusunda kime konuşacakları kararını kendileri verecekler ancak bireyselleşmiş pazarlamanın olmazsa olmazları var.

1. Orijinal Bireysel Efor Kritik 

Bireyselleşmek sadece kişiye özel bir yaklaşım geliştirmekle olmaz.
Fikir ve orijinallik halen en kritik unsurlardır.
Herkesin uyguladığı bireyselleşme metotlarını (isme mektup, el yazısı..) uygulamak markayı orijinallikten ve yaratıcılıktan uzak olarak algılatır.
Hiçbir tüketici kendine özel soğuk, kişiliksiz bir iş yapılmasından hoşlanmaz.
Kişiliksiz içeriği istediğiniz kadar bireyselleştirin, yine kişiliksiz kalacaktır

2. Sadece Kurum Değil, Kişi Konuşsun

Bireyselleşmiş eforun büyük ve soğuk bir kurumdan gelmesi etkinliğini ciddi şekilde azaltmaktadır.
Tüketiciler kişilerle bağlantı kurabilirken, kurumlarla sıcak bir bağlantı kurmakta zorlanmaktadır.
Marka büyüdükçe, bu efor daha da imkansız hale gelmektedir.
Tüketici bireyselleşme eforunun gerçek bir kişiden geldiğini bilmek ister.
En doğru yaklaşım kurumu temsil eden kişinin önde durduğu bir iletişim ve bağlantı kurma şeklidir.

3. Bilinirlik Yaratma, Maruz Bırak

Bireyselleşmiş pazarlama eforlarının bilinirliğini artırma çabası (Dominos örneği) marka değerinin artırılmasında önemli rol oynar, ama bu eforu sadece anlatmamak, tüketiciyi mesaja maruz bırakmak çok daha kritiktir.
Başarılı bireyselleşmiş pazarlama markaları, stratejilerini tüketicinin kümülatif deneyimleri üzerine inşa eder ve müşteriye her dokunma noktasında maruz bırakma aktivasyonlarına yatırım yapar.


4. Akıldışı Seviyede Yardımsever Ol 

Bireyselleşmenin en etkin yolu sadece müşterilerinize yardım etmenin yollarını bulmaktan geçer.
Kendilerine bir şekilde yardımcı olacak ürün veya hizmet geliştirmek kritiktir.
Markanın sorması gereken çok basit bir soru vardır: müşterimin hayatını kolaylaştıracak, hemen uygulamaya geçirebileceğim ürün ve hizmetler hangileridir.
Sonra da bu ürünleri topluluğun değil, bireyin ihtiyacına yönelik konumlandırmak zaruridir.

5. Müşterinizin Yakın Çevresi İle Bağlantı Kur

Sadece müşterinizle değil, kendisine yakın insanlarla da bağlantı kurun.
Tüketicinin kendini tanımladığı grupların markanızla ilgili bir şeyler e maruz kalmış olması, bireyselleşmiş pazarlamanın olmazsa olmazıdır.
Bireysel pazarlama yapmak isteyen marka, maruz bırakırken mutlaka yakın çevreyi de göz önünde bulundurması gerekir.
Bu marka için aile ürünleri düşünmek, arkadaşlara yönelik ürünler yaratmak anlamına gelir.

6. Kendini Unutturma

Unutulmaz kalın. Olumlu anılar oluşturmaktan daha kişisel bir şey yoktur. Hayatlarında bir anıyı oluşturmalarında müşterilerinize yardımcı olun. Kendilerine ilham verin, öğrenmelerine yardımcı olun, güldürün. Müthiş bir tane  şey yapın.
Sadece iş yapmayın bireyselleşmenin kişisel bir şey olduğunu unutmayın.

Personalized Marketing


Personalized marketing has become one of the most critical marketing agendas of the recent times.

Personalized marketing is not only valuable as a service approach but also as a message content. 
Therefore brands do not only invest in personal marketing, in the mean time, they show great effort to spread its message among the general mass.

One of the most successful examples to this is the 2012 ad campaign for Domino’s pizza chain. 

Domino’s has built a campaign out of the astonishing effort made to win back three lost clients and has spread it successfully across the general audience. 

In spite of the fact that in Turkey, personalized marketing dates back to the very old times, Facebook’s “like” icon is now far more discussed within the world of marketing...

Facebook’s icon is far beyond just a simple “I like it”.

It is a messenger that tells the brands who have an agreement with Facebook, about the consumer’s identity, hobbies, favorite topics, activities, what he/she likes, which religion and political party he/she is a member of.

In a world where a daily average of 70 million Facebook users “like” things, 70 million personalized marketing routes open up before the marketer.  

In today’s world of marketing, where personalized marketing is a revolution, what makes this revolution possible is the willingness of the consumer to share information.

Here is the first question a marketer who believes in personalized marketing must ask.

Who are these willing volunteers and in which strategic direction must we proceed following their footprints?

Before, it was easy to define the consumer (profession, income, life style...). Therefore offering a personalized service was a more didactic process.

Today these people who have smart phones within their reach every minute and whose lives are surrounded with technology, social networks, computer games, Twitter, and Facebook, have one identity in real life and another in the digital one.

There are even cases where the created identity is more dominant than the real one. 

That question that needs to be answered is – are we going to conduct personalized marketing targeting the real identities or the created ones? This question will find its place among the main marketing topics of the next ten years.

If the footprints reflect real identities, the brands are going to focus on real identities and demographics.

However, if the footprints reflect the desired character, then the marketer will face much bigger challenges.

Personalized marketers will decide for themselves to whom they will be talking in the light of their targets and data. However, personalized marketing has its absolute musts.


1. Beng Original in Personalized Marketing Effort is Critical

Personalization is not possible by only developing a tailor-made approach. The idea and originality are still the most critical elements.
Applying commonly used methods (a letter to the name, hand writing...) cause the brand to be perceived far from originality and creativity.
No consumer likes a cold and characterless work tailored for him. 
Personalize a characterless content as much as you like. 
It will remain characterless.

2. Let the Person Speak, Not the Institution 

The personalized effort coming from a large and cold institution diminishes its effect gravely.
While consumers can relate to persons, they have difficulty establishing a warm connection with institutions.
As the brand grows, this effort becomes more and more impossible.
The consumer would like to know that the personalization effort is coming from a real person.
The most correct approach is establishing a communication where the person representing the institution stands affront.

3. Do Not Create Awareness, Expose

The struggle to increase the awareness on the personalized marketing efforts (Domino’s example) plays an important role in increasing the brand value. However, to not just tell about the effort and to expose the consumer to the message is much more critical. 
Successfully personalized marketing brands build their strategies on the cumulative experiences of the consumer and invest in the exposure activations at every touch point.

4. Be Irrationally Helpful

The most efficient way to personalization is to just find ways to help your clients.
It is critical to develop a product or service that will be helpful to them in one way or the other.
There is a very simple question that the brand must ask: What are the products and services that I can start applying immediately in order to simplify my client’s life?
It is then mandatory to position these products to address the needs of the individual and not the community.

5. Get in Touch With The Close Circle of Your Client

Do not make contact only with your client but also with the people close to him. It is a must for personalized marketing that the groups, which the consumer identifies himself with, are exposed to something to do with your brand. A brand, which would like to execute personalized marketing, must absolutely consider the close circle for exposure. For this brand, consideration of family products means the creation of products for friends. 

6. Do Not Let Yourself Be Forgotten

Stay unforgettable. There is nothing more personal than creating positive memories. Help your clients form a memory in their lives. Inspire them, help them learn, make them laugh. Do something splendiferous.
Do not just do work. Remember that personalization is personal. 

6 Aralık 2012 Perşembe

Ürün Yerleştirme Stratejileri

For English Please Click

Uzun yıllardır pazarlama iletişim mesajları ile dolu günümüz dünyasında tüketiciler reklamları geçmeye ve kanalları değiştirmeye daha meyilli idiler.

Ancak son on yılda dünya ve Türkiye’de isteğe dayalı mecranın (sosyal medyada içerik aramak, internette video izlemek) gelişmesiyle birlikte, reklam verenler yeni iletişim metotları peşine düştü.

Türkiye’de ürün yerleştirme metodolojisi son zamanların en popüler konusu.

Ürün yerleştirmeye daha şimdiden “yeni nesil” reklam deniyor.

Türkiye’de şu anda yaklaşık 100 marka ürün yerleştirme metodolojilerine başvurmuş bulunuyor.

Bu sayı 650 kadar büyük markanın ürün yerleştirme metodolojilerini kullandığı ABD ile karşılaştırıldığında halen ufak görünse de, Türkiye’de ki ürün yerleştirme büyüme ivmesini göz ardı etmemek lazım.

Türkiye’de yapılan pazar araştırmaları izleyicilerin %70’inin her zamanki (özellikle televizyon dizisi) içeriklerinin içine yerleştirilmiş olan markaların farkında olduğunu gösteriyor.

Ayrcıa izleyici segmentlerinin hiçbiri yerleştirilen içerik ile ilgili rahatsızlık dile getirmiyor.

Özel olarak ürün yerleştirme için yaratılan içerik, tipik bir yılda yaklaşık 45 saati buluyor.

Aslında ürün yerleştirme popülerliğini Türkiye’de reyting araştırmalarının son bulması ile artırdı.

Marka yöneticileri reyting körü olunca, markalarını ortaya koymak için daha yaratıcı yollar aramaya başladılar.

Ancak doğru ve stratejik ürün yerleştirme konusu Türkiye’de halen bir muamma.

Ne yazık ki pazarlamacılar ürün yerleştirmenin stratejik yönlerini genellikle göz ardı ederek, kısa süreli popülerlik hedefiyle hareket ediyorlar.

Bunun ana nedenlerinden biri Türkiye’deki pazarlamacıların ürün yerleştirmeyi nereye konumlandırmaları gerektiğinden emin olamamaları.

Türkiye’nin pazarlamacıları ürün yerleştirme için genellikle televizyon reklam bütçesinden değil sponsorluk bütçesinden kesinti yapıyorlar.

Yani Türkiye’deki pazarlamacılar ürün yerleştirmeyi farklı bir sponsorluk formatı olarak görüyorlar.

Bu ürün yerleştirme konusuna doğru bir yaklaşım değil.

Sponsorluk iletişiminde başkaları tarafından oluşturulmuş bir aktiviteye destek verir ve bu desteğin kurumsal imaja katkıda bulunması beklenir.

Ürün yerleştirmede bir destek söz konusu değildir.

Ürün kurgunun  parçasıdır.

Kurgunun içinde aktif rol alır ve bu süreçte ürün özelliklerinin kolayca tanıtılmasını sağlar.

Ürün yerleştirme metodolojisi geleneksel reklamcı ile içerik yaratıcısı (senaristler) arasındaki en etkili sinerji biçimidir.

İçerik sağlayıcıları, reklam veren markalarla ve markaların reklam ajansları ile ilk defa bu denli yakın çalışmaktalar.

Doğru ürün yerleştirme yapmak kritik öneme sahip.

1. Ürün Yerleştirme = Markalı Eğlence

Ürün yerleştirme sürecinin yalnızca mevcut eğlencenin markalı hali olduğunu unutmayın.
İçerik (dizinin kendisi) hala en önemli unsurdur.
Eğlence dozajı tanıtılan marka tarafından baltalanmamalıdır.
Ürün anlatılacak diye var olan hikayeye gölge düşürmemelidir.
Hali hazırda yaratılmış olan içerik marka ortaya çıkar çıkmaz tüketici ile bağını yitirmemelidir, zayıflatmamalıdır.
Eğlence gücünü kaybediyorsa tek yara alan içerik olmaz, markanın imajı da ciddi ölçüde baltalanmış olur.
Marka her zamankinden daha az eğlenceli algılanır, sıkıcı bulunur.
Böyle bir hata sonucunda tüketiciler markayı eğlenceyi gölgeleyen ve sinir bozucu bir unsur olarak görmeye başlar.
Orijinal sanatsal malzemeye hiç taviz vermeksizin entegre olmak ve bunu yaratıcı bir şekilde yapmak şarttır.

2. Bir İçerikte Birkaç Kez Gösterim

Türkiye’deki pazarlamacıların başlıca hatalarından biri ürünün tek bir içerik içine kaç defa yerleştirilmesi gerektiği ile ilgilidir.
Türkiye’deki pazarlamacılar ürünü genellikle içeriğin bir bölümünde tek bir defa ama çarpıcı biçimde kullanmayı tercih ederler.
Aslında bu ürün yerleştirmenin doğru yolu değildir.
Doğru strateji için ürünü hikaye boyunca aralıklarla zekice göstermeye odaklanılmalıdır.
Bu şekilde ürün içeriğin doğal müttefiki haline gelir ve onunla daha iyi bağdaşır.

3. Tek Karakter İle Entegrasyon

Markayı hikayeye beğenilen karakterlerden birini kullanarak entegre etmek çok önemlidir. Karaktere bağlanmamış ürün entegrasyonları imaj değeri yaratmaz, sadece hatırlanmaya katkıda bulunur.
Bu da Türkiye’de sıklıkla yapılan bir hatadır.
Marka sadece hikayenin bir parçası olarak entegre edilir ancak dizinin bir karakteri il bağdaştırılmaz.
Dizinin sevilen kahramanın, ürünü daha uzun bir vadede ve hikayenin farklı kısımlarında kullanırken gösterilmesi gerekmektedir.
Marka yalnızca karakteri desteklemekle kalmamalı; kahramana kendi karakterinin derinliğini oluşturmasında yardımcı olmalıdır.

4. Zamanlama Kritiktir

Ürün yerleştirmenin zamanlaması kampanyanın ne ölçüde başarılı olacağını belirler.
Tarihte ürün yerleştirmenin başarısı ile yüksek sezon satışları ve özel dönemler arasında sıkı bir bağ olduğu kanıtlanmıştır.
Ürün yerleştirmeleri sezon dışında yayınlandığında hedeflenen sonuçları vermez.
Ürün yerleştirmenin Bayram, Yeni Yıl, Okulların Açılışı, Sevgililer Günü vs. gibi tüketicinin sayın almaya daha eğilimli olduğu zamanlarda yapılması zaruridir.
Eğer yerleştirme bu dönemlerde yapılırsa perakendeciler ürünlerinizi tanıtmaya daha istekli olacaklardır.

5. Ürün Yerleştirme ve Promosyon

Ürünün temel farkındalık yaratmak veya markayı inşa etmek için yerleştirmesi doğru değildir.
Amaç imajdan çok, satış yapmak olmalıdır.
Bir promosyon mekanizması ile bağlamak etkili bir ürün yerleştirme kampanyasının özüdür.
Yaratılan promosyon mekanizması da mevcut içerikle tutarlı olmalı ve sadece o izleyiciye özel olmalıdır (yalnızca söz konusu içeriğin izleyicileri için geçerli bir promosyon).
Bir marka-promosyon-dizi çapraz tanıtım programında, birbirlerinin tanıtım kanallarını paylaşırlar ve bu sayede, hedef kitlelerine daha efektif konuşurlar..

6. Görsel Semboller Kullanmak

Lokal kültür kullanacağınız ürün yerleştirme metodolojisi açısından kritiktir. Amerika’da çalışan metodoloji Türkiye’de gayet başarısız olabilir.
Türk seyircisi için olağan senaryoda kullanacağınız diyaloglardan çok kullandığınız semboller önemlidir.
Türk tüketicileri iletişim için görsel semboller ararlar.
Yalın haliyle markayı içeriğe yerleştirmeyin.
Markanızı yerleştirdiğiniz her içeriğe özel bir görsel semboller dünyası yaratın.